BİLİNMEYENLERLE 10 KASIM VE ATATÜRK.





Bugün günlerden 10 KASIM 2020. Bir ölümsüzün aramızdan ayrılışının 82. yıldönümü. Bu özel günün bilinmeyenleri anlatmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Şimdiden iyi okumalar.


     Tarih 1953 yer Ankara. Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Enbriyoloji Kürsü başkanı olan Prof.Dr. Kamile Mutlu Şevki nin telefonu çalar ve arayan kişi Ankara Valisi Kemal Aygün’dür. 










Vali Aygün, hocam Atamızın naaşını Etnografya dan Anıtkabir’e taşıyacağız bunun için bir komite kuruldu ve naaşı geleneklere uygun şekilde defnetmek istiyoruz ancak naaşın korunduğuna ve bozulmadığına dair belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz der. O sırada 40 derece ateşle hasta olan Prof.Dr. Kamile Mutlu hastalığını gerekçe göstererek bu teklifi reddeder. Vali Mutlu ısrar eder hocam lütfen bu tarihi bir görev der. 9 Kasım sabahı Prof.Dr. Kamile Mutlu Etnografya müzesine gider. Dönemin Başkabakanı Adnan Menderes, Meclis Başkanı Refik Koraltan müzede yerlerini almışlardır. Aslında teklifi reddeden Prof. Mutlu birazdan öyle bir tarihi olaya tanıklık edecekti ki teklifi reddetmenin nasıl büyük bir hata olduğunu o zaman anlamıştı. Anıtkabir’in yapımı sırasında Atatürk’ün naaşının korunması için ‘’tahit’’ adı verilen bir işlem uygulanmıştı.

 Patalojik Anatomi Profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından şırınga ile özel solüsyon enjekte edilmiştir. Atatürk’ün koltuk altına üzerine formülleri yapıştırılmış iki şişe ilaç yerleştirilmiş ve Atatürk’ün naaşı bu ilaçlar ile korunabilmiştir. Ancak islam dinine göre ölümün defini şart koşulduğundan dolayı geçici tahnitin bozulması gerekiyordu. Lahitin açılma günü komite üyeleri toplanınca Prof.Mutlu Başlayın talimatı vererek Etnografya müzesindeki Atatürk’ün naaşının bulunduğu mermer lahit kırılmaya başlanır. 



Tabutun kaldırılması için makaralar sarılmış ve lahid kaldırılmıştır. 



Herkes nefesini tutmuş tarihi bir ana tanıklık ediyorlardı. Başbakan Adnan Menderes ve üst düzey devlet yöneticileri tabutun başında toplanmışlardı bu sırada Başbakan Menderes hanımefendi ‘’buyrunuz’’ diyerek kız kardeşi Makbule Hanımı tabutun yanına davet eder. Makbule hanım ağabeyi Atatürk’ün tabutuna başını dayayarak dakikalarca öyle kala kalıyordu. 

Belki de çocukluklarının geçtiği Selanik’ten bu yana aklından neler geçiyordu o an. Tabutun vidaları sökülmeye başlanır, bu işlem sırasında tabutun içinde bulunan sandukada gaz sıkışması olabileceğinden dolayı tabut içindeki sandukadan bir burgu yardımı ile bir delik açılır. Herhangi bir gaz bulunmuyordu ve sadece talaş doluydu. Talaşlar Ata’nın ayak uçlarına doğru toplandı. Naaşın korunması için konulan solüsyonlar talaşların arasından alındı. 

Halk arasında naaşın çürüdüğüne, çıkan gazdan dolayı tabutun patladığına dair çeşitli söylentiler olsa da kefen açıldığında Prof. Dr. Mutlu Katafalka çıkarak Ata’nın yüzüne bakar. Prof. Mutlu kenarda büyük bir heyecan ve merakla bekleyenleri tabutun başına çağırır. Başbakan Menderes katafalka çıkarak Atatürk’e bakar. Bu anı Prof.Dr. Mutlu şöyle anlatır:


    ‘’Menderes çok heyecanlandı ve rengi sapsarı oldu müzenin kapısına doğru hareket etti. Atatürk’ün yüzüne bakamadı. Tahminimce de kendisi o gücü bulamadı. Belki de bakacak yüzü yoktu. Salonda bulunan herkes Atatürk’e baktıktan sonra Atatürk’ün naaşı tekrar solüsyonla ıslatıldı başı pamuklarla örtüldü ve kefene sarıldı. Hep bir ağızdan besmele çekilerek yeni tabutuna koyuldu. Yeni tabutu da 15 yıl boyunca müzede durduğu tabut gibi gül ağacından yapılmıştı.’’

    Etnografya müzesinde asistan olarak çalışan Osman Ersoy şöyle anlatıyor.

    ‘’Atatürkü sağlığında hiç görmemiştim. Çok aşırı heyecanlıydım. Biz çalışanlar, memurlar, asistanlar sırayla katafalka çıktık. Yüzü oldukça sararmış ve küçülmüştü, iki günlükte sakalı vardı. Kaşları fevkalade şekilde fark ediliyordu’’






     Üzeri bayrakla örtüldükten sonra 10 Kasım 1953 yılında 12 askerin omuzları üzerinde 15 yıl önce Dolmabahçe’den Ankara’ ya kadar getirilen top arabasına konuldu.


    136 asteğmenin bu top arabasını çektiği naaş da yüzyılın en büyük askeri dehası, beyefendisi, devrimcisi, lideri yatıyordu.  Etnografya müzesinden Anıtkabir’e doğru gidilirken dönemin tüm din adamları da naaşın başında bulunuyorlardı. 15 yıl önce etnografya müzesine götürülürken ki hüzün ve acı yine sokaklara dökülen insanlarda yine mevcuttu.

   Atatürk, onu hiçbir zaman unutmayacağı evlatlarının en coşkulu bayramlarda ve en ümitsiz anlarda bile gideceği Anıtkabir’e defnediliyordu.



 



‘’ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN 82 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN DÜNYAYI BİR DAKİKALIĞINA DURDURABİLEN TEK LİDERDİR’’ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.

SELAM OLSUN SARI SAÇLI MAVİ GÖZLÜ DEV.

1 yorum: