Bugün günlerden 10 KASIM 2020. Bir ölümsüzün aramızdan ayrılışının 82. yıldönümü. Bu özel günün bilinmeyenleri anlatmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Şimdiden iyi okumalar.


     Tarih 1953 yer Ankara. Ankara Tıp Fakültesi Histoloji ve Enbriyoloji Kürsü başkanı olan Prof.Dr. Kamile Mutlu Şevki nin telefonu çalar ve arayan kişi Ankara Valisi Kemal Aygün’dür. 










Vali Aygün, hocam Atamızın naaşını Etnografya dan Anıtkabir’e taşıyacağız bunun için bir komite kuruldu ve naaşı geleneklere uygun şekilde defnetmek istiyoruz ancak naaşın korunduğuna ve bozulmadığına dair belgelemek için muayene etmenizi rica ediyoruz der. O sırada 40 derece ateşle hasta olan Prof.Dr. Kamile Mutlu hastalığını gerekçe göstererek bu teklifi reddeder. Vali Mutlu ısrar eder hocam lütfen bu tarihi bir görev der. 9 Kasım sabahı Prof.Dr. Kamile Mutlu Etnografya müzesine gider. Dönemin Başkabakanı Adnan Menderes, Meclis Başkanı Refik Koraltan müzede yerlerini almışlardır. Aslında teklifi reddeden Prof. Mutlu birazdan öyle bir tarihi olaya tanıklık edecekti ki teklifi reddetmenin nasıl büyük bir hata olduğunu o zaman anlamıştı. Anıtkabir’in yapımı sırasında Atatürk’ün naaşının korunması için ‘’tahit’’ adı verilen bir işlem uygulanmıştı.

 Patalojik Anatomi Profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından şırınga ile özel solüsyon enjekte edilmiştir. Atatürk’ün koltuk altına üzerine formülleri yapıştırılmış iki şişe ilaç yerleştirilmiş ve Atatürk’ün naaşı bu ilaçlar ile korunabilmiştir. Ancak islam dinine göre ölümün defini şart koşulduğundan dolayı geçici tahnitin bozulması gerekiyordu. Lahitin açılma günü komite üyeleri toplanınca Prof.Mutlu Başlayın talimatı vererek Etnografya müzesindeki Atatürk’ün naaşının bulunduğu mermer lahit kırılmaya başlanır. 



Tabutun kaldırılması için makaralar sarılmış ve lahid kaldırılmıştır. 



Herkes nefesini tutmuş tarihi bir ana tanıklık ediyorlardı. Başbakan Adnan Menderes ve üst düzey devlet yöneticileri tabutun başında toplanmışlardı bu sırada Başbakan Menderes hanımefendi ‘’buyrunuz’’ diyerek kız kardeşi Makbule Hanımı tabutun yanına davet eder. Makbule hanım ağabeyi Atatürk’ün tabutuna başını dayayarak dakikalarca öyle kala kalıyordu. 

Belki de çocukluklarının geçtiği Selanik’ten bu yana aklından neler geçiyordu o an. Tabutun vidaları sökülmeye başlanır, bu işlem sırasında tabutun içinde bulunan sandukada gaz sıkışması olabileceğinden dolayı tabut içindeki sandukadan bir burgu yardımı ile bir delik açılır. Herhangi bir gaz bulunmuyordu ve sadece talaş doluydu. Talaşlar Ata’nın ayak uçlarına doğru toplandı. Naaşın korunması için konulan solüsyonlar talaşların arasından alındı. 

Halk arasında naaşın çürüdüğüne, çıkan gazdan dolayı tabutun patladığına dair çeşitli söylentiler olsa da kefen açıldığında Prof. Dr. Mutlu Katafalka çıkarak Ata’nın yüzüne bakar. Prof. Mutlu kenarda büyük bir heyecan ve merakla bekleyenleri tabutun başına çağırır. Başbakan Menderes katafalka çıkarak Atatürk’e bakar. Bu anı Prof.Dr. Mutlu şöyle anlatır:


    ‘’Menderes çok heyecanlandı ve rengi sapsarı oldu müzenin kapısına doğru hareket etti. Atatürk’ün yüzüne bakamadı. Tahminimce de kendisi o gücü bulamadı. Belki de bakacak yüzü yoktu. Salonda bulunan herkes Atatürk’e baktıktan sonra Atatürk’ün naaşı tekrar solüsyonla ıslatıldı başı pamuklarla örtüldü ve kefene sarıldı. Hep bir ağızdan besmele çekilerek yeni tabutuna koyuldu. Yeni tabutu da 15 yıl boyunca müzede durduğu tabut gibi gül ağacından yapılmıştı.’’

    Etnografya müzesinde asistan olarak çalışan Osman Ersoy şöyle anlatıyor.

    ‘’Atatürkü sağlığında hiç görmemiştim. Çok aşırı heyecanlıydım. Biz çalışanlar, memurlar, asistanlar sırayla katafalka çıktık. Yüzü oldukça sararmış ve küçülmüştü, iki günlükte sakalı vardı. Kaşları fevkalade şekilde fark ediliyordu’’






     Üzeri bayrakla örtüldükten sonra 10 Kasım 1953 yılında 12 askerin omuzları üzerinde 15 yıl önce Dolmabahçe’den Ankara’ ya kadar getirilen top arabasına konuldu.


    136 asteğmenin bu top arabasını çektiği naaş da yüzyılın en büyük askeri dehası, beyefendisi, devrimcisi, lideri yatıyordu.  Etnografya müzesinden Anıtkabir’e doğru gidilirken dönemin tüm din adamları da naaşın başında bulunuyorlardı. 15 yıl önce etnografya müzesine götürülürken ki hüzün ve acı yine sokaklara dökülen insanlarda yine mevcuttu.

   Atatürk, onu hiçbir zaman unutmayacağı evlatlarının en coşkulu bayramlarda ve en ümitsiz anlarda bile gideceği Anıtkabir’e defnediliyordu.



 



‘’ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN 82 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN DÜNYAYI BİR DAKİKALIĞINA DURDURABİLEN TEK LİDERDİR’’ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.

SELAM OLSUN SARI SAÇLI MAVİ GÖZLÜ DEV.


     Cumhuriyet BayramıTürkiye Büyük Millet Meclisi'nin 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına her yıl 29 Ekim günü Türkiye'de ve Kuzey Kıbrıs'ta kutlanan bir millî bayramdır.
Cumhuriyet Bayramı'nın kutlandığı ülkelerde 28 Ekim öğleden sonra ve 29 Ekim tam gün olmak üzere bir buçuk gün resmî tatildir. 29 Ekimlerde stadyumlarda şenlikler yapılır, akşam ise geleneksel olarak fener alayları düzenlenir.
1925 yılında çıkarılan bir kanunla Cumhuriyet'in ilanı günü yeni Türk Devleti'nin bayramı ilan edilmiştir.


Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku'nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir.


 "Büyük Millet   Meclisi" adıyla 23   Nisan   1920'de Ankara'da   toplanan halkın   temsilcileri, 20   Ocak   1921'de Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adlı yasayı kabul ederek egemenliğin Türk ulusuna ait olduğunu ilan etmiş ve 1 Kasım 1922'de aldığı kararla saltanatı kaldırmıştı. Ülke, meclis hükûmeti tarafından yönetilmekteydi.


    27 Ekim 1923'te İcra Vekilleri Heyeti'nin istifası ve yerine meclisin güvenini kazanacak yeni bir kabinenin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, yönetim biçiminin Cumhuriyet olması için İsmet Paşa ile birlikte bir kanun değişikliği tasarısı hazırlayarak 29 Ekim 1923'te Meclis'e sundu. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda yapılan değişikliklerin kabulü ile Cumhuriyet, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ilan edilmiş oldu.

Cumhuriyetin ilanı, Ankara'da 101 pare top atışı ile duyuruldu ve 29 Ekim gecesi ile 30 Ekim 1923 tarihinde başta Ankara olmak üzere tüm ülkede bir bayram havasında kutlandı.

Cumhuriyet ilan edildiği sırada henüz 29 Ekim günü bayram ilan edilmemiş, kutlamalar konusunda bir düzenleme yapılmamıştı; 29 Ekim gecesi ve 30 Ekim günündeki şenlikleri halk kendiliğinden organize etti. Ertesi yıl, 26 Ekim 1924 tarihli 986 numaralı kararname ile Cumhuriyet'in ilanının 101 pare top atılarak ve planlanacak özel bir programla kutlanmasına karar verildi. 1924 yılında yapılan kutlamalar, daha sonra yapılacak olan Cumhuriyet’in ilanı kutlamalarının başlangıcı oldu.



2 Şubat 1925'te, Hariciye Vekaleti'nce (Dışişleri Bakanlığı) düzenlenen bir kanun teklifinde 29 Ekim'in bayram olması önerilmiştir. Bu teklif Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelendi ve 18 Nisan'da karara bağlandı; 19 Nisan'da ise teklif TBMM tarafından kabul edildi. 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim, Cumhuriyet'in milli bir bayram olarak kutlanması resmi bir hüküm şekline geldi. Cumhuriyetin ilan edildiği gün, 1925'ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde resmî bir bayram olarak kutlanmaya başladı.

Hükûmet 27 Mayıs 1935'te milli bayramlar hakkında yeni bir düzenleme yaparak ülkede kutlanan bayramları ve içeriklerini yeniden belirledi. Daha evvel Meşrutiyet'in ilan günü olan Hürriyet Bayramı ile Saltanatın kaldırılış günü olan Hâkimiyet Bayramı milli bayramlar arasından kaldırılarak kutlanmasına son verildi. Cumhuriyet'in ilan edildiği gün 29 Ekim "ulusal bayram" olarak ilan edildi ve devlet adına yalnız o gün tören yapılması karara bağlandı.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında yıkılan bir devletin enkazından genç Türkiye Cumhuriyeti'nin doğduğu vurgusu yapılmıştır.[3] Bu ilk zamanlarda kutlamalar, günübirlik yapılan törenler şeklindeydi. Aynı gün içinde törenler, sabah resmikabul ile başlar daha sonra devlet erkanı önünde resmî geçit düzenlenir ve akşamda fener alayı gerçekleştirilerek program üç kısımda tamamlanmış olurdu. Ayrıca bayram akşamları şehrin idarecileri ve ileri gelenlerinin katıldığı "Cumhuriyet Baloları" düzenlendi. Törenlerin bu yapısı 1933 yılına kadar devam etti.

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında 1933 yılında gerçekleşen onuncu yıl kutlamalarının ayrı bir yeri ve önemi vardır. 1923'te kurulan Cumhuriyet'in on yıl gibi kısa bir süre içinde gerçekleştirdiği reformların ve ekonomik kalkınmanın halka ve tüm dış dünyaya gösterilmek istenmesi Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına farklı bir anlam yüklenmesine sebep oldu. Onuncu yılda kutlamalar daha önce yapılan bayram kutlamalarından çok daha geniş bir şekilde organize edildi. Hazırlıklar için 11 Haziran 1933 tarihinde TBMM'de görüşülen ve 12 maddeden oluşan 2305 sayılı "Cumhuriyet’in ilanının onuncu Yıl Dönümü Kutlama Kanunu" kabul edildi. Kanunla 10. yıl kutlamalarının üç gün sürmesi ve bu günlerin resmi tatil olması kararlaştırıldı.

Tüm yurtta, 10. yıl bayram kutlama törenlerinin yapıldığı yerlere "Cumhuriyet Meydanı" adı verildi ve isim koyma törenleri yapıldı. İsim konma törenleri sırasında hatıra olarak "Cumhuriyet Anıtı" veya "Cumhuriyet Taşı" denilen mütevazı anıtlar yapıldı. Kutlamalar, çok renkli geçti. Mustafa Kemal, Ankara Cumhuriyet Meydanı'nda Onuncu Yıl Nutku'nu okudu. Onuncu Yıl Marşı bestelendi ve marş her yerde okunur oldu. 1934 yılından 1945 yılına kadar yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları bazı değişiklikler dışında 1933 yılında yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamaları örnek alınarak düzenlendi.

 





KAYNAKÇA: https://tr.wikipedia.org/wiki/29_Ekim_Cumhuriyet_Bayram%C4%B1




Merhaba,
Biliyorsunuz ki artık youtube’dayım. Sizlerden yardım istiyorum. Ne tür içerikler paylaşmamı istersiniz?



Yorumlara lütfen belirtin. Youtube nerden esti de başladım diye sorarsınız. Uzun zamandır blog yazıları yazıyorum. Biliyorsunuz. Dedim ki kendime benim bir yerden başlamam lazım. Çünkü bu işimi severek yapıyorum. Bende bloğumu youtube ile bağlamayı düşündüm. Kasılmam dedim. Rahat bir video çekerim diye düşündüm ve youtube kanalımı açtım. Abone olmayı unutmayın.

Ne tür içerik paylaşmamı istersiniz?
Yorumlarda belirtinizz 😊
Sizleri seviyorum ailem..


Şimdi geldik bu aralar napıyorum sürecine.



      Bu aralar biliyorsunuz ki bir virüsümüz var başımıza bela. Bu virüsten dolayı tabiki hepimiz kendimizi kısıtladık bazı konularda. gezmemek ve dışarılarda çok durmamak gibi Çoğu aktiviteden uzağız. Bende öyle. Virüs ortağa çıktığı ilk dönemlerde bende herkes gibi evimden işimi yaptım home office dediğimiz tabirde çalıştım. İş ortamına alışınca ev ortamı aşırı sıktı ama başka yapacak birşeyimiz tabiki yok...

   Virüste azalmalar meydana gelince bende tekrar iş hayatıma döndüm ilk dönüşümde o kadar korkuyordum ki yolda yürümeyi unutmuş gibiydim. 2 aydır sokağa çıkmamıştık sonuçta. Metrolarda metrobüslerde kendimi o kadar çok tedirgin hissediyordum ki sizlere anlatamam. Sanki metroda tutunsam virüsü alıp ölecekmişim gibi bir psikolojiye girdim. Eldivensiz binmedim bir dönem. Sonra eldiven falan takmayın denilince çıkardım eldivenleri.

   7 aydır işe gidip geliyoruz tabiki hala büyük korku ve tedirginlik içindeyim. Bir kere insanlar aşırı dikkatsiz duyarsız. Maskeni tak diyorum birisine eline almış maskeyi sallıyor. nasıl bir ironi ? Virüs korunana geliyor bu insanlara bulaşmıyor. Virüs bulaşsa da bir korksalar  belki maskeyi elinde sallamamayı öğrenip ağızlarına takarlar. Maske korumuyolar diyenlere de ayrı bir kıl oluyorum bazende neyssss

İnsanların hangi birini eleştiricem ailem. Umarım hepiniz bu zorlu dönemde sağlıklı ve formunuzdasınızdır. İki üç tane blogger arkadaşımla konuştuk onlar da aynı dönemde çok zorlu süreçlerden geçmişler. Onlarda benim gibi oturup yazıyla anlatmışlar herşeylerini. Can sıkıntısından yazıya vurduk bizde kendimizi iyi mi :)


     Şimdilerde iş hayatında aynı şekilde  devam. Benim sağlık durumumu merak edenler gayet iyiyim. Şuanda daha  bitmiş değil virüs dikkatli olmakta çok ama çok fayda var.

    Youtube kanalıma başladım. Video içeriği üretmekte bana yardımcı olun lütfen yorumlara bekliyorum görüşürüzz :))





Maskesiz durmayın. sosyal mesafeye dikkat edin. Maske takmayanları lütfen uyarın diyorum sağlıcakla kalın.



 

Merhaba Sevgili Dostlar, uzun bir aradan sonra sizlere tekrar merhaba diyorum. Bugün sizlere yeni bir finansman aracı olan ''Kitle Fonlaması'' adlı yazımı sunmak istedim. Umarım sağlığınız bu pandemi sürecinde yerindedir. Şimdiden herkese iyi okumalar diliyorum ve başlıyorum umarım beğenirsiniz. 

Kitle fonlaması ile ilgil itüm merak ettikleriniz işte burada o zamna başlayalım.


Kitle fonlaması (Crowdfunding), proje sahipleri ve girişim şirketlerinin iş fikirlerini ya da şahsi projelerini gerçekleştirmek amacıyla küçük yatırımcıların internet üzerinden bir araya gelerek proje için finansman sağlanmasıdır. Literatürde kitlesel fonlama kavramı, crowdsourging (Kitlesel kaynaklardan yararlanma) ile mikro finansman yaklaşımına dayandırılmaktadır. Kitlesel fonlama platformu ise finansman ihtiyacına konu olan fikir veya projeleri sunanlar ile bu projelere yatırım yapacak kişilerin buluştuğu yerlerdir. Kitle fonlamasının ilk olarak ortaya çıkışı 2006 yılında video bloğu projesine finansman arayışında olan Micheal Sullivan tarafından ilk kez Kitle Fonlaması ( Crowdfunding ) terimi olarak ortaya çıkmıştır. Bugün toplam hacmi 5.5 milyar USD erişmesi öngörülen bu kaynağın dünya risk sermayesi toplam hacminin 1.8 katı büyüklüğünde bir gelişim göstermesi beklenmektedir. Dünya Bankası araştırmalarına göre 2025 yılına kadar 90 milyar USD ulaşması bekleniyor. Kitlesel fonlaması son altı yıl içerisinde hızlı bir şekilde yayılmıştır. Başta ABD olmak üzere Kuzey Amerika, Latin Amerika, Avrupa, Orta doğu ve Afrika’ da bulunan 45 ülkede aktif olarak kullanılmaktadır. Kitlesel fonlamasının dünya risk sermayesi toplam hacminin 1.8 katı büyüklüğünde bir gelişim göstermesi beklenmektedir. 2012 yılından itibaren daha da yaygınlaşan kitle fonlama uygulaması 2012 yılı içerisinde dünya genelinde çeşitli projeler için kitle fonlaması ile 2.7 milyar USD tutarında fon sağlanmıştır. Kitle fonlaması’nın işleyişi yapısına bakıldığında, kitlesel fonlama mekanizmasının temel aktörlerini oluşturan yatırımcı, girişimci ve platformlar ve bunlar arasındaki etkileşim, kitlesel fonlama sürecinin temel yapısını oluşturmaktadır. 



   Sürecin ilk adımı, girişimcilerin girişimlerini/projelerini hazırlayacakları bir metin, çizim veya video ile girişimlerini tanıtan bir sunumu seçecekleri bir kitlesel fonlama platformuna sunmak suretiyle başvuru yapmalarından ibarettir.

  Girişimciler kitlesel fonlama mekanizmasını ticari amaçla girişimlerine fon yaratmak için kullanacaklarsa, girişimlerini kitleler açısından cazip kılmak için hedef pazarları, yaratacakları değer, gelir modelleri gibi stratejik bilgileri potansiyel yatırımcılarla paylaşmaları gerekli olacaktır. İkinci adımda kitlesel fonlama platformu başvuruyu inceleyerek, platformda yayınlanmaya uygun olup olmadığına karar verir. Uygun bulunursa, sürecin üçüncü adımı girişimin/projenin platformda yayınlanması ve kampanyanın başlatılmasıdır. Böylece yatırımcılar yani kamuoyu için yayınlanan girişimlere yatırım imkanı yaratılmış olur. Son olarak fon oluşumu ve tedariği aşaması gelir. 

Dünya genelinde 500’ün üzerinde fonlamaya aracılık eden kitlesel fonlama platformları çeşitli yöntemlerle günde 2 milyon USD fon sağlanmasına aracılık etmektedirler. Bu platformların başarılı bir şekilde işletildiği ilk on ülke ise yine başta ABD olmak üzere İngiltere, Kanada, Almanya, Fransa, Avustralya, İtalya, Hollanda, İspanya ve Japonya gelmektedir8. Dünya genelinde kabul görmüş ve kullanılmakta olan 4 temel kitlesel fonlama sistemi vardır.


4 çeşit kitlesel fonlama yöntemi vardır.


  1. ·         Bağış karşılığı kitlesel fonlama
  2. ·         Ödül Karşılığı kitlesel fonlama
  3. ·         Hisse karşılığı kitlesel fonlama
  4. ·         Borçlanma karşılığı kitlesel fonlama

   

İlk olarak Kuzey Amerika ve ABD de ortaya çıkan kitlesel fonlama sistemi yine 2012 yılında ABD’ de çıkarılan Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa Kurulu SEC tarafından Nisan 2013 yılında onaylanan Yeni Başlayanlar İçin Hızlı Başlangıç Kanunu (JOBS Act) bu sistemin daha da yaygınlaşmasına ve daha sık kullanılmasına olanak sağlamıştır. Bu kanundan önce girişimciler akredite olmayan yatırımcılardan fon talep edemiyorlardı fakat bu kanunla birlikte girişimciler artık akredite olan ya da olmayan tüm yatırımcılardan fon talep edebilir hale gelmişlerdir. Özellikle ABD ve Avrupa’da yaygınlaşan kitlesel fonlama yöntemi Alternatif finansal kaynak olarak görülmektedir. Başta ABD’de Kıckstarter, Indiegogo, İngiltere’ de Seeders, Syndicateroom olmak üzere dünya genelinde 500’ den fazla kitlesel fonlama yöntemi uygulayan platform bulunmaktadır.


  Ülkemizde kitle fonlaması organizasyonu olarak faaliyet gösteren çeşitli siteler bulunmaktadır. En başta gelen kitlesel fonlama siteleri ise Fonlabeni, Fongogo, Crowdfon ve Biayda’dır. Ülkemizde Fonlabeni adlı kitle fonlama platformunda her türlü proje ile başvurulabilecek, ancak daha ziyade sosyal sorumluluk kampanyalarının bulunduğu bir kitle sonlama platformudur. Projesini hayata geçirmek isteye girişimci, tasarlayacağı ürünü, dizaynı ya da projeyi anlatıp hayata geçirmesi için ihtiyacı olan fon rakamını yazarak fonlabeni.com’ yollamaktadır. 

Site projeyi yeterli yaratıcılıkta bulursa yayınlıyor ve yayınlanmaya başladıktan sonra süreç işlemeye başlamaktadır. Girişimci belirlediği rakama ulaşıldığı takdirde fon, proje sahibine verilmektedir. Belirlenen fon toplanırsa fonlabeni.com komisyon almaktadır. Yeterli fon toplanamazsa aynı miktar hiç dokunulmadan bağışçılara geri verilmektedir. 48Fonlabeniweb sitesi üzerinden 2015 yılında Nöbetçi kütüphane adlı projede % 109 destek ile 109.300 TL fon sağlanmıştır. Şehrin diğer kütüphaneleri kapalıyken akşamları açık olan kütüphane gece geç saatlere kadar kitap okumak, araştırma yapmak isteyenlerin kullanımına açık alternatif bir mekân olarak planlandı. 

Fongogo ise diğer kitlesel kaynak kullanımı platformlarıyla benzer mekanizmalar kullanılmaktadır. Projelerin bağışçılar dışında da yatırım alabilmesi adına sisteme yatırımcılarda entegre edilmiştir. Girişimcilerin bu çalışmaya istinaden en az 3 farklı kategoride ödül çeşidi belirlemesi gerekmektedir. Sisteme kayıt olmak için 18 yaş sınırı aranmaktadır. Projelerde bütçe için alt veya üst sınır bulunmamaktadır. Gün sayısı ise 15-60 gün arasındadır. Proje sahipleri arzularına göre IBAN numaralarını veya PayPal hesaplarını girerek destek alabilirler. Bu ödeme sistemleri % 2,5 ile % 3,5 arasında transfer ücretleri alabilmektedir. Fongogo’ nun gelir modeli ise hedeflerine ulaşan projelerin topladıkları destek üzerinden kdv hariç % 7 servis bedeli almak üzerine kuruludur. Fongogoweb sitesi üzerinden Tavuk Çiftlikleri adlı proje kitle fonlaması sayesinde hayata geçirilmiş ve Gambiya’da kırsal bölgede yaşayan ailelere yardımda bulunulmuştur. Yine bu site aracılığıyla Türkiye’de her yıl 10 köy okuluna kütüphane kurma projesi % 124 fon desteği alarak uygulanabilir hale gelmiştir. Crowdfon web sitesi üzerinden Ekümenopolis Sinema Ve İnternet Dağıtımı adlı proje için 212 kişi ile 19.890 TL, Soaked adlı müzik albümü için 53 kişi ile 6.625 TL, Kapılar ve Pencereler adlı proje için ise 17 kişi ile 2.350 TL fon sağlanarak projeler tamamlanmıştır. 

Biaydaplatformunun en başarılı fon toplama çalışması Zumbara (Zaman Kumbarası) projesine aittir. Zumbara kullanıcılarının hizmet verdikleri saat kadar hizmet almalarını sağlamaya yönelik alternatif bir ekonomik sistem platformudur. Zumbara 2013 yılında 85 yatırımcıdan 9485 TL toplayarak başarıya ulaşılmıştır.   




   Biayda platformunda bugüne kadar 555 yatırımcının katkılarıyla 46.964 TL fon yaratılmıştır. Her ne kadar ülkemizde hibe ve bağış karşılığı kitlesel fonlama yöntemi hayata geçirilmiş olsa da gerek altyapı eksikliği gerekse de bu sistemin aktörlerinin, rollerinin ve sorumluluk sınırlarının yasalar ile belirlenmemiş olması birçok hukuki sorunu da beraberinde getirmektedir. Şöyle ki; özellikle bağış karşılığı yapılan kitlesel fonlamalarda bağış toplanması için 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu ve Yardım Toplama Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik’te değişiklik yapılarak bu mevzuat kapsamında yardım toplayacak kişilere kitlesel fonlama platformlarına proje sunan girişimcilerin de eklenmesi veya mevzuatın bu tür kişilere uygulanmayacağına ilişkin düzenlemeler getirilmesi yerinde olacaktır.59 Ülkemizde kitlesel fonlamanın sermaye piyasası aracı olarak işlerlik kazanması için öncelikle borçlanma ve hisse karşılığı fonlama yapacak kişilerin mevzuatta tanımlandığı şekli ile nitelikli yatırımcı veya melek yatırımcı statüsüne sahip olması ön koşuldur. Zira kitlesel fonlamanın üç bacağı olan yatırımcı, girişimci ve internet platformları arasındaki ilişki temel olarak yatırımcı niteliklerini haiz kişilerin fon aktarımı ile vücut bulacağından yatırımcı niteliklerine bir standart getirilmesi yerinde olacaktır. 

Kitlesel fonlamanın en önemli aktörlerinden biri de internet platformlarıdır. Platformların güvenilirliği ve altyapı sağlama becerisi kitlesel fonlama sisteminin gelişmesinde önemli bir ayağı oluşturmaktadır. Bu sebeple kitlesel fonlamanın türü ne olursa olsun buna aracılık eden tüm internet platformlarının’ da BDDK ve SPK tarafından belirlenmesi uygun olan tüm akreditasyonları sağlayarak lisanslı şekilde faaliyet göstermesi gerekmektedir. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, finansman sorunu yaşayan erken aşama işletmeler için kitle fonlaması sisteminin iddialı ve hızlı gelişen bir yöntem olduğunu belirterek ‘kitle fonlaması, tek başına bir şirketi incelemeyecek ve yatırım süreçlerini yönetemeyecek bir yatırımcının kendisi gibi binlerce yatırımcıyla birlikte bir hayalin gereceğe dönüşünü izlemektir. 

Girişimcinin yatırımcıya, yatırımcının girişimciye erişiminde fiziki engeller kalkacak, internet erişimi olan herkes girişimlere ortak olabilecek; girişimcileri desteklemenin manevi hazını yaşarken başarılı olacak girişimcilerden de yüksek miktarda kar elde etme imkanına kavuşacaktır.

Yeni bir finansman aracı olan kitle fonlaması uygulaması, finansman ihtiyacı duyan gerçek ve tüzel kişilerin bu uygulama ile ihtiyaç duyduğu fonu sağlayarak projelerini hayata geçirebilmesini sağlamaktadır. Kitle fonlaması uygulamalarının en önemli üstünlüğü fon ihtiyacı duyan kişi ya da kurumların projelerini sunduğu andan itibaren fon desteğe sağlayan kişilerin aynı coğrafyada olmasına gerek duyulmamasıdır ve böylelikle fon sağlanması daha kolay ve daha hızlı bir şekilde fon sağlanabilme olasılığı daha da yüksektir. Ancak kitlesel fonlama uygulamalarının riskli tarafları da vardır. Bu risklerden en öneli iki unsur dolandırıcılık ve kara para aklama riskidir.

  

  Benim hoşuma giden Nöbetçi Kütüphaneler projesi olmuştu. ya sizin :) ?


Hepiniz sağlıcakla kalın. Bir sonrası yazımda görüşmek üzere...

                                                 



    


YAZININ SAHİBİ: SELÇUK YILDIZ

YAYINLANMA YERİ: BU YAZI 2019 YILINDA OKAN ÜNİVERSİTESİ DR. ÖĞRETİM GÖREVLİSİ TURGAY MÜNYAS VE SELÇUK YILDIZ TARAFINDAN SOSYAL BEŞERİ VE İDARİ BİLİMLERDE AKADEMİK ÇALIŞMALAR ADLI KİTAPTA YAYINLANMIŞTIR. AYNI ZAMANDA 26-28 EKİM 2017 TARİHLERİ ARASINDA 3. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMLER SEMPOZYUMUNDA ''KİTLE FONLAMASI ULUSLARARASI VE TÜRKİYE UYGULAMALARI'' BAŞLIĞI ALTINDA SUNULMUŞTUR.